FARUK AKBAY

Hakkımda

SÖZÜN ÖZÜ


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


MONA ROZA

MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza, siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek..

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat on ikidir, söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyveler sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler, o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki, kapalı gece ve güne
Altın bilezikler, o kokulu ten

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza, siyah güller, ak güller.

Sezai KARAKOÇ

 

Sezai KARAKOÇ'un  MUAZZEZ AKKAYA'M akrostişi.


Tarih: 00:37, 17.9.2008 Kategori: A-SIIR
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

EKMEK

EKMEK

Uzun yıllar mutlu bir evlilik sürdüren yaşlı çift evliliklerinin Ellinci yılını yaşamaktaydılar ve mutlu süren evliliklerinin altın yılını kutlamışlardı. Bir gün kahvaltıda kadın kendi kendine düşünüp;

Elli yıl boyunca kocama nazik davrandım ve ona her zaman ekmeğin iyi pişmiş, kıtır tarafını verdim. Ama bugün bu lezzetli kısmı kendime ayırayım artık diye düşünmüş ve ekmeğin kıtır kısmını yağlayıp kendisine ayırmış öbür yumuşak tarafını da esine vermiş. Beklediği tepkinin aksine kocası sevinerek, karisinin elini öpmüş ve söyle demiş;

"Sevgilim ,bana günün en mutlu anini yaşattın. Elli yıldır ekmeğin en sevdiğim yeri olan yumuşak tarafını yiyemiyordum; çünkü çok sevdiğin için o parçayı hep sana bırakıyordum."


Tarih: 22:20, 13.9.2008 Kategori: Ekmek
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

8 H PRENSİBİ

8 H PRENSİBİ

İşte Münir ARIKAN' ın 8H prensibi;

(Hedef); (Hayal) edip, (Hassasiyet) ve (Haysiyet) ile çalışarak (Hüner) kazanıp (Huzur) dolu bir (Hayat),(Hak Etmek)tir.

 


Tarih: 23:43, 29.8.2008 Kategori: Munir Arikan__in 8 H Prensibi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

NAPOLYON

NAPOLYON

Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkanına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkalda Napolyon'u uygun bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da;

-"Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı." Diye uzaklaştırmış.

Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon'a sormuş;

-"Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?"

Napolyon birden öfkelenmiş;

-"Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?"

Diye bağırmış.Hemen askerlerine adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık "ateş" emri verilecek....

Adam içinden ("Ah ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin") diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış. Karşısında Napolyon varmış. Tek cümleyle cevaplamış Napolyon;

-"İşte böyle bir duygu"

Yaşayarak öğrenmek bedeli en yüksek öğrenme biçimidir,en kalıcı olanıdır ve getirisi en yüksek olanıdır. Tecrübedir getirisi ve tecrübeyi yaşamaktan başka edinme yolu da yoktur.


Tarih: 23:42, 29.8.2008 Kategori: Napolyon
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

PATATES TARLASI

PATATES TARLASI

Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna mektup yazdı ve müşkülatını izah eti.

Sevgili David;

Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.            
Sevgiler Baban.....

Birkaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.

Babacığım,

"Babacığım ALLAH aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm. "          

Sevgiler David...

Ertesi gün sabaha karşı FBI ve yerel polis çıka geldi ve tüm sahayı kazdılar., lakin bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler. Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

Babacığım,

"Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım."        
  Sevgiler David

 "BİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞTIĞINIZDA, KENDİNİZE BİR KAÇIŞ YOLU DEĞİL, BİR ÇIKIŞ YOLU ARAYIN."

D.L.Weatherford

 

 


Tarih: 16:32, 29.8.2008 Kategori: Patates Tarlasi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->